Öğrenilmiş Çaresizlik

Geçmiş deneyimlerimiz bize bazen gelecek planlamalarımız için tek yol olduğunu ve o yolda daha önce yürüyemediğimizi bu yüzden olduğumuz yerde durmamız gerektiğini söyleyebilir. İç sesimiz zamanla kulaklarımızı tıkar. Kendimize sağır bir halde yolun ortasında durur ve bekleriz. İşte bu bekleyişimiz öğrenilmiş çaresizlik kavramı ile açıklanır. Erteleme inkar ve kaçınma gibi belirtiler eşliğinde yerimizde sayıklamaya başladığımız bu eylemsizlik dönemi zamanla kendini gerçekleştiren kehanet gibi bizi haklı da çıkartabilir.
Bu kavramı daha geniş açıdan ele aldığımızda önümüzde şöyle bir yol haritası görebiliriz. Önceden verilen kararlar gerçekleştirilecek olan eylemi bir ya da birden fazla defa olumsuzluğa sürüklemiştir. Ve kişi de artık zamanla, çaldığı  kapının açılmayacağını umarak kapıyı çalmayı bırakmıştır. İlişkilendirme biçimlerinden olan içsel ve dışsal stil üzerinden bu durumu ele alırsak, kapıyı çalan kişi içsel bir stil takınmak isterse çok alçak sesle tokmağa vurduğunu, yanlış zaman diliminde orda olduğunu düşünürken,  dışsal sahibi içerideki kişinin sesi duymadığını ya da o an evde bulunmadığını düşünür.  Öğrenilmiş çaresizliğin gelişimini engelleme sürecinde olumlu deneyimlerimizde içsel, olumsuz deneyimlerimizde ise dışsal stillendirmeyi benimsemek bize yardımcı olabilir. Ancak stil seçimi yaparken gerçekçi olmakta bize hatalarımdan ders çıkarmamız için önemli bir uyarandır. Öğrenilmiş çaresizlik gelişimini engellemek için kullandığımız stilleri farkına varmak önemli bir başlangıçtır.
Öğrenilmiş çaresizlik ile baş etme yöntemlerinden biri de duygularımızın sorumluluğunu almaktır. Kendi öfkemizin ve üzüntümüzün bize ait olduğunu kabullenmek çözüm için ihtiyacımızı belirler. Böylece yaşadığımız hayal kırıklığının sebebi olarak kendimizi ya da karşı tarafı suçlamak yerine asıl bize üzüntü veren olayın gerçekleşmeyen beklentiler olduğunu biliriz. Dönüp beklentilerimizin nasıl oluştuğunu, gerçekten bize ait olup olmadığına bakmak güzel bir temas ortamı sağlayabilir.
Unutmayalım ki tekrarlanan ifadeler tanıdık davranışlarımızın oluşması için yola döşenen taşlara benzer. O an ki yaşantı deneyimlerimiz ile bize en iyi gelecek kararı vermişizdir. Bu normaldir.
Karar vermek, fark etmek ve eyleme geçmek bir seçim olacağı gibi seçim yapmamak da bir noktada seçimdir.
Son olarak eklemek isterim hata yapmak doğamızda vardır. Ve varlığımız her şeyi tekrar ve tekrar yapacak kadar güçlüdür. Kapıyı çalmak için orada olun.

Stj. Yasemin Titiz

Menü